27 Nisan 2011 Çarşamba

Mavi en çok sana yakışırdı...

Kızıl saç, mavi göz bir de mavi göz kalemin en çok sana yakışırdı Naime Teyzem...Sonra mavi elbiselerin, takıların, hep kibar oluşun...Çok erken gittin Naime Teyzem!...Biz daha Akdoğan Amcamım yokluğuna alışamamışken sen de gittin...Şimdi Erdek, şimdi Çınaraltı daha da bir garip kaldı...Akdoğan Amcamla huzur içinde, nur içinde yatın!...Sizi çok özleyeceğiz...

11 Nisan 2011 Pazartesi

Huzurlu bir gün

 
Güzel bir kahveyle sohbete başlangıç...


Miss kokular...

Sohbet kadar keyifli bir sofra...


Huzurlu bir evde, huzurlu bir anne ve bebekle, huzurlu bir gün...

10 Nisan 2011 Pazar

1 sene önce bugün:)

Kuzumla kendi evimize ve de kırmızı mutfağa kavuşalı tam 1 yıl oldu bugün...Not düşmek istedim buraya. Geçen sene bu saatlerde tam yerleşmemiş bir evdi. Her yer her yerdeydi. Koliler, hurçlar...İlk akşam yemeğimiz pizzaydı:) Tadı damağımda hala:)

7 Nisan 2011 Perşembe

Pudra şekerine gerek yok ki:)

Bir tabak çilek...Üstelik pudra şekeri gerektirmeyecek kadar tatlı:) Gülümsemek için bir sebep:)
Kan değerlerim yükselmiş çok şükür. Gülümsemek için bir sebep daha:)
2 gündür ağzıma yaş ve kuru meyve dışında tatlı bir şey koymuyorum ve gayet iyiyim. Gülümsemek için bir sebep daha:)
Bugün İstanbul'da güneşli bir gün...Gülümsemek için bir sebep daha:)
Biz ve ailemiz sağlıklıysak ne duruyoruz gülümseyelim:) Gerisi boş!...

4 Nisan 2011 Pazartesi

Haşhaşsız Limonlu Kurabiye

Limon severler için çok ama çok lezzetli bir tarif. Orijinalinde haşhaş var ama ben evde haşhaş olmadığını farkettiğimde çok geçti. O yüzden benimkiler sade oldu:)

Malzemeler: 

113 gr oda sıcaklığında tereyağı
173 gr toz şeker
1 yemek kaşığı limon zest (limon rendesi)
1,5 yemek kaşığı limon suyu
1 yumurta
Yarım yemek kaşığı karbonat
Yarım yemek kaşığı kabartma tozu
1 yemek kaşığı tuz
210 gr un

Yapılışı:  Fırınınızı 180 dereceye ayarlayın. Öncelikle geniş bir kasede tereyağı ve şekeri krema kıvamına gelinceye kadar mixerle çırpın. Daha sonra limon suyunu, limon rendesini ve yumurtaları teker teker ekleyip, çırpın. Ayrı bir kapta kuru malzemeleri eleyerek karıştırın. Daha sonra iki karışımı birleştirip, karıştırın. Hamur haline gelince 15-20 dakika buzdolabında bekletin. İster haşhaşa batırıp, ister sade şekil vererek 10-12 dakika pişirin. Afiyet olsun, sağlık versin!
Orijinal tarif için buraya:)



11 Mart 2011 Cuma

Tek başına çekilmiyor...

 Çay veya bildiğin kahve değil ki bu; kitabını al, okurken iç ya da geç TV nin karşısına dizini izlerken yudumla...Sanki birden fazla kişinin içmesi için bulunmuş...Tek başına hiç mi hiç olmuyor!...Türk kahvesini ağır ağır içeceksin yanında keyifli bir sohbet ile...Kimisi tüttürür yanında bir tane hiç sevmesem de...Bir de 1-2 cümle söyleyebilen varsa kendine doğru çevrilir fincanlar...Türk kahvesi bu, muhabbetsiz olmaz!

1 Mart 2011 Salı

Sen hiç İstanbul'a gidip de Ankara'ya döneni gördün mü?...

"Aşk Tesadüfleri Sever"...Romantik, acıklı bir aşk hikayesi...Ben o acıklı aşk hikayesini izlerken aslında Ankara'yı izledim. 10 senemin geçtiği, ortaokulu, liseyi, üniversiteyi bitirdiğim şehri...Kuzumla bir sürü anı biriktirdiğimiz şehri...Kim bilir kaç oyun izledik Şinasi Sahnesi'nde?...Kuğulu Park'ta kaç kareyi ölümsüzleştirdik?...Karum, Atakule, Güven Park...Kim bilir kaç arkadaşımla , kaç kere sözleştik oralarda buluşmak için...Sanki uzun zamandır görmediğim bir dostu gördüm ben...Hatıralar sıralandı önümde...10 sene dile kolay...Ankara; kolay şehirdir. En uzak mesafeniz belki 1 saat...Ben 2002'de ayrıldığımda trafik nedir bilmezdik. Denizi yoktur ama güzeldir, sakindir...İstiklal Caddesi'nin yerine koyamasanız da Tunalı Caddesi vardır Kuğulu Park'a bağlanan...Ben Gümüşçülerin ve Dost Kitabevi'nin bulunduğu Karanfil Sokağı'nın yerine hiçbiryeri koyamadım mesela İstanbul'da...Kızılay'ın da öyle keza...Her yer bir başka işte...Buradayken orayı, oradayken burayı özlüyorsun...Yakında bir Ankara yolculuğu gözüktü sanırım bize:)))

Foto

10 Şubat 2011 Perşembe

Çalışan Anne

Kimseyi üzmek değil aslında niyetim, duygularımı paylaşmak, yazıya dökmek sanırım sadece...Emekli hemşire olan annem ben 5 aylıkken çalışmaya devam etmiş yanılmıyorsam. Hep söyler; sütüm yorgun olduğu için beğenmiyor, içmiyordun diye. Bakıcılarla o zaman tanışmışım ben anlayacağınız ki 80'li yılların başında küçük şehirlerde bakıcı bulmak zormuş hele güvenilir bakıcı bulmak daha da zor. Bana uzun süre bakan Nurten anneannemi hiç unutmam. Hala da görüşüyoruz zaten. Annem hep söyler bana ne kadar iyi baktığını. Ben küçükken genelde anneler çalışmazdı. Herkes evine gittiğinde annelerini yemekleri hazırlamış beklerken bulurlardı. Bizim de bakıcımız ya da anneannemiz, babaannemiz olurdu ama annemiz gibi olmazdı işte. Hiç unutmam ilkokul 4 e giderken annemler bulunduğumuz şehirde bakıcı bulamamışlardı. O zaman, kardeşimle ben  yanlız kalmaya başlamıştık. Kimbilir belkide böyle daha iyi oldu. Şimdi de diyorlar ya çalışan annenin çocuğu sorumluluk sahibi oluyor vs... diye. Bir yazımda daha yazmıştım: O kapının kapanıp annemin işe gittiğini bilmek beni çok üzerdi. Şimdi düşünüyorum hatta etrafımda çalışmakla çalışmamak arasında kalanlara söylüyorum; imkanınız varsa ve çalışmadan da durabilirim diyorsanız belli bir yaşa kadar siz bakın çocuğunuza diye. Bu benim tamamen şahsi fikrim. İyi-kötü tartışılır. Hatta ben de çocuğum olduğunda ona bir süre ben bakmak istiyorum. Dediğim gibi bunları birer not gibi düşmek istedim buraya....(Annem okusa üzülür belki...)

20 Aralık 2010 Pazartesi

MUTLULUK:)

Buzluktan menemenlik domates-biber çıkarılır. Soğan-sarımsak-yumurta ve kaşarla buluşur. Yanına beyaz peynir-simit-çay...Pazar pazar mutlu olmak için daha neden aramaya gerek var mı?...

Açık çayın çok sevdiğin Kaya-Maya'lı tabaklarda ise bir de...

Babaannenden kalan bakır tepsinin içine koy sevdiklerini mevsime uygun...Mum yansın dursun...

Sen bir yola çıkmış ol hayal ettiğin...Ailen, dostların yanında olsun...Her gün bir adım daha at hayaline kavuşmak için. Daha da neden aramaya gerek var mı mutlu olmak için?...