20 Haziran 2011 Pazartesi

Mickey-Minnie-Goofy

Ahşap Tasarım'ın sahibi Sevgili Yıldız Hanımla tesadüfi bir şekilde tanıştık. Pastacı olduğumu söyleyince oğlunun doğumgünü için bir pasta yaptırmak istediğini söyledi. Mickey mouse, minnie mouse ve goofy ile süslü bir pasta talep ettiler. İşte Emir Mert'in çikolatalı-çilekli pastası:)


Sebla'nın Dükkanı çok yakında:)

15 Haziran 2011 Çarşamba

İncir Reçeli

Aylar önce bir blogda görmüştüm. İzlemeliyiz bunu mutlaka diye düşünmüştüm. Daha yeni izleme imkanı bulabildim. Sanki çok reklamı yapılmadı bu filmin. Popüler olmadı. Bazen güzel şeylerin popüler olması gerekiyor ama bazen de güzel şeyler çok bilinmesin istiyorsunuz...

 İncir Reçeli izlenmeye değer bir film bence. Birçok kareyi çok seveceksiniz hatta belki sevmiyorsanız İncir reçelini bile...Unuttuğumuz bir konuyu işliyor...Sevdim ben...

7 Haziran 2011 Salı

Böyle işte...


Birşeyler yazasım var ama ne yazacağımı bilemiyorum...En iyisi havadan sudan bahsetmek belkide. Evde hayat güzel gidiyor. Oldum olası sevdim ben evde olmayı. Belkide boğa olmanın etkisi:) Hayata dair planlar var; olması beklenenler, olanlar, olacaklar...Hep şükrediyorum herşey için. Nasılsın? diye sorulduğunda; eğer şükür iyiyim demezsem eksik kalıyor sanki birşeyler...Hala çok istersem ve benim için hayırlıysa olacağına inanıyorum dileklerimin. Kuzum o yüzden sen isteyince oluyor şunu istesene diyor bana:) Mayıs güzel geçti, doğumgünüm, anneler günü, siparişler...Yaz resmen geldi artık...Karşı balkondaki kızıl saçlı teyzenin sardunyaları çoştu, şort-terlik mevsimi geldi:) Ahh bir de nem olmasa.Tatil planları yapılıyor yavaş yavaş. Orası mı burası mı derken Çıralı'ya gideceğiz galiba. Bildiğin deniz, bildiğin pansiyon, bildiğin yemekler...Bu konuda bile risk almayı pek sevmiyorum galiba. Yine de herşey dahil oteller dışında öneriniz olursa açığım:)) Böyle işte...

29 Mayıs 2011 Pazar

Yollara düşmek...

 
Asortik'in yeni yazısının başlığını görünce bir süredir ne çok yollara düşmek istediğimi hatırladım...Sabah erkenden kalkarsın, genelde hava daha aydınlanmamış olur. Evdeki son kontrolleri yaparsın; elektrik, su vs... Eşyaları arabaya yüklersin ve teker döner...Favori cd ler çoktan torpidoda yerine almıştır ama önce bir süre radyo ile idare edersin sonra sıkılınca o cdlerden biri çalmaya başlar. Bir süre uykuyla savaşırsın ama en sonunda kapanır gözler...Sonra bir anda uyanırsın, bakarsın neredeyiz diye...Sonra bir kitap eşlik eder sana bir süre. Karınlar acıkınca yemek çıkınında bir parça kek, börek çıkar...Ahh bir de çay olsaydı dersin. Mezarlıkların yanında geçerken dua okursun...Ayaklar sinyal vermeye başlayınca bir mola verilir açılsınlar diye... Duraklar tek tek geçilir ve varılır oraya...Bazen orası değil de oraya gitmek heyecanlandırır seni...

23 Mayıs 2011 Pazartesi

Şu sıra sevdiklerim...

Hem kendisini hem de içindekileri seviyorum:))Canım tatlı istedikçe kayısı, incir yiyorum:))

Keyifle kullanıyorum:)) Meow meow:)))
  Kuzu magnet:)))

 Vazgeçilmezim; babet:)

Geçen gün bohçaları karıştırırken bulduğum önlük:) Küçük bir önlük meğerse çay önlüğüymüş:))

18 Mayıs 2011 Çarşamba

Kardelen ve İlkim'in Pastaları:)

Sebla'nın Dükkanı'ndan ilk ürünler:) 

İlkim'in kelebekli pastası. İçi bol çikolata,çilek ve muzdan oluşuyor. 

Bu da Kardelen'in akvaryum pastası. Çikolatalı-fıstıklı. 

Kardelen'in kurabiyeleri: Kelebekler, çiçekler, kalpler...




9 Mayıs 2011 Pazartesi

32

32'den gün aldım ben bugün 11.30 itibariyle...Bugün sahip olduğum herşey için şükrediyorum bol bol. Biliyorum ki ne dilersek ve istersek hayırlısıysa oluyor...Ayrıca 32 kulağa ne kadar dolu gelse de ben bildiğiniz Sebla'yım işte...Yaş aldıkça elbette kendime katkılarım büyüyor ama temel aynı...Şimdi 40 da öyle çok uzak ve çok büyük değil...Sadece olgun...Aslında yaşlanmıyoruz, yaş alıyor, büyüyoruz sadece...İyi ki doğmuşum, iyi ki buradayım, iyi ki paylaşıyorum...