10 Ocak 2008 Perşembe

Ne yazsam, bilmiyorum ki...

Sıcacık yatağımda, TV karşısında kahvaltı yapasım var...Tepside açık çayım, peynirli yumurtam, balım. TV de Seda Sayan vb... programlar. Bir süre takılırım öyle. Sonra bekleyen çamaşırlar ve toplanması gereken mutfak gelir aklıma. Kendi kendine derim ki:"Boşveeer sonra yaparım!" Nitekim birşeyler atıştır, kitap oku, yine TV izle derken akşam olur. Ne o ben evde tatil yapmışım olurum. En iyisi çalışalım di mi? Ama bugün çalışmak istemiyorum!!! Güneş de açtı! Tembel tembel dolaşmak lazım. Vitrinlere bakmak, indirimlerden yararlanmak! Bazen hayatımın 5 gününün bu kadar sınırlandırılmasına isyan ediyorum!!!!Tatil 2 günle sınırlı! Biliyorsun ki Pazartesi iş var! Herşey programlı, planlı. Öyle olmak zorunda çünkü! İşte bu yüzden bazen küçük bir sahil kasabasında yaşayayım, bana ait bir lokantam olsun istiyorum! Dertlerim küçük, sevinçlerim büyük olsun istiyorum. Herkesin vardır böyle bir hayali, değil mi? Bazen de ben daha 27 yaşındayım, bunları düşünmek için erken değil mi? diye soruyorum kendime! Bugün böyle bir ruh hali içindeyim işte.

Bu arada Mutluluk filmini izledik geçen hafta. Gerçekten güzel bir filmdi. Yalın ve samimi bir filmdi. Murat Han ve Özgü Namal'ın oyunculukları çok iyiydi. Törelere göre verilen bir ölüm kararının, 2 kişiyi nerelere götürdüğü anlatılıyor filmde. Çok güzel mesajlar da var. İzlerken insan kendini ve yaşamını sorguluyor ister istemez. Filmde emeği geçen herkesin eline sağlık!

Fotoğraf: H.K.

6 yorum:

www.edasuner.com dedi ki...

Canım aynı fikirdeyim bende reklamlarda gıcık olurdum Özgü Namala ciyak ciyak ya ama ağladım filmde 2 kez izledim bu arada Snow Cake son yazım kesin izle canım emi

Biyonikkedi dedi ki...

Zaman en çok ıvır zıvır işlerle geçiyor değil mi?
Olsun ben ben hep derim
HERŞEYİN BİR ZAMANI VARDIR
Boşverr,nesıl olsa yapılır,bu da onun zamanı olur:)

Mutluluk filmiyle ilgili şu yazımı okudun mu KG?

http://biyonikkedi.blogspot.com/2007/12/filmi-izleyip-gemeazcik-kafa-yor.html

emel'ce dedi ki...

Seblacım kaçıp gidesim var benimde. Bu kadar yoğunluk içinde bazen durup düşünüyorum hayat geçiyor ve ben çok şeymi kaçırıyorum diye:( Mutluluk filmini bu haftosonu izleyeceğim. Öpüyorum canım...

Betül dedi ki...

Seblacım senin yazdığın o olayları artık evde olduğum için ben her gün yaşıyorum....çok zevkli aslında ama bazende sıkıyo.o zamanda kendimi atıyorum gezmelere.Sanırım bu rahata alışacağım ve işe geri dönemeyeceğim.
Ya mutluluk filmini bende çok merak ediyorum ama izlemeye fırsatım olmadı hiç:(

ginger dedi ki...

27 yaşındayım daha erken değil mi diye sormuşsun ya kendine bak ben ne söyleyeceğim.Aynı fikirden yola çıkarak ,emekli olmadan da bir sahil kasabasında yaşamak ve burada iş yapmak bizede çok cazip gelmişti.Ve İzmir'de yaşar ve çalışırken iyi işlerde ve hiç problem yokken hayatımızda bir çılgınlık yapıp kalktık geldik.Yerleştik sahil kasabamıza. Ve eşim bir arkadaşla ortak bir cafe bile açtı.Herşey yolunda giderken ortakla ilgili yaşadığımız problemler ve sezonun çok sorunlu geçmesi bize bu işyerini kapatma kararı aldırdı.Ama hala sahil kasabamızda yaşıyoruz.Farklı işlerde çalışarak. Bazen iyi mi yaptık kötü mü yaptık diye düşünüyoruz. Ama deniz,güneş,koşuşturmasız sakin bir hayat yaşıyoruz çoğu zaman.Ve huzurluyuz,mutluyuz.Bu da galiba herşeye değer hayatta.Tek eksiğimiz yeterince sanatsal etkinliğin yapılmaması...

sevdamavisi dedi ki...

Seblacığım,
benim de var buna benzer hayallerim . hatta 3 yıl önce girişimde bile bulunduk eşimle. gitmek için sahil kasabasına. eşim gitti ve ben iki yıl onunla buluşamadım resmi prosedürler yüzünde. Tekrar dönmek zorunda kaldı. Ama planlarımızı yaptık 3 yıl sonra gideceğiz buralardan hayallerimizi gerçekleştireceğiz.Hayat o kadar uzun değil ki niye yaşlanmayı bekleyelim. Hem de hayatın hazzını tam yaşamamız gereken yaşta.
Önemli olan gerçekten ne istediğiini bilmek....