Kakada kan problemimiz devam ediyor. Benim 1,5 aylık diyetim pek bir işe yaramadı. Dr. en son 1 hafta anne sütünü keseceksin. Sadece özel mama tüketecek dedi. Önce deneyecektim sonra emziren anneler grubunda yazıştım ve bir dr.la daha görüştüm. Sonuç olarak; anne sütünü hiç kesmedi. O alerji mamasını da hiç kullanmadım. Hatta diyeti de bıraktım. Kakası hala aynı. Artık 6 aylık olduğumuz için ek gıdalara geçeceğiz. Nedense ek gıdalara geçince bu problemin de çözüleceğine dair bir inanç oluştu bende. Belki saçma ama deneyeceğim. 1,5 aydır doğru düzgün birşey yemediğim için psikolojim de etkilendi. Bakalım ek gıdalara başlayınca neler olacak? Herkese sağlıklı, mutlu günler dileriz:)
7 Kasım 2012 Çarşamba
Yarım yaş:)
Rüzgar bugün tam tamına 6 aylık oldu:) Artık yatmaktan hoşlanmayan, oturmayı tercih eden hatta emeklemek yerine ayaklanma çalışmaları yapan bir kuzu. Yanlız kalmayı hiç sevmiyor. Eğer oyuna dalmamışsa; odadan çıktığımı görür görmez ağlama numarasına başlıyor. Döndüğüm anda da susuyor. Geçen ilk defa bir kitap için ağladı. Verdiğimiz anda sustu. Babasını arkadaşımızın oğluyla oynarken, melul melul süzdü. Kıskandı belkide:) Telefonda anneannesi ve dedesiyle konuşurken tepkiler veriyor gerçi isteği daha çok telefonu yemek:) Gezmeyi çok seviyor. Özellikle de açık havayı. Evde mızmızlık yaparken dışarı çıktığımız hiç sesi çıkmıyor köftenin:) Dışarıda merak meraklı etrafa bakarak dolaşıyor. Dişlerimiz gelmek üzere sanırım. Kabardılar ve çok kaşınıyorlar. Rüzgar'ı uyutmakta zorlanır olduk. Gece uyanmaları da sıklaştı.
31 Ekim 2012 Çarşamba
Peki ya ben?
Ay ay Rüzgar'ı yazıyorum ama kendimden, hissettiklerimden detaylı bahsetmedim hiç. Peki ya neredeyse 6 aylık anne Sebla? Ben hiçbir zaman çocuklarla çok içli dışlı biri olmadım. Etrafımda büyümesini yakından izlediğim, yardımcı olduğum bir çocuk da olmadı. Bu yüzden gerçekten çok tecrübesizdim. Hastanede ilk geceyi Rüzgar küvezde olduğu için kuzum ve ben yanlız geçirdik. Bu arada ben hastanede kuzumla kalmayı tercih ettim çünkü eninde sonunda üçümüz başbaşa kalacaktık. 2. gecemizde Rüzgar da bizimleydi. Bebek hemşireleri olmasına rağmen kolay değildi hakikaten. Rüzgar bas bas bağırırken altını değiştirmeye çalışmak, gazını çıkarmak vs beni iyice panik yaptı. Altını değiştirirken elim ayağım birbirine dolaşmıştı. Kuzum olmasa o geceyi rahat atlatamazdım. Tamamen şahsi deneyimlerime göre konuşursam; hamilelik işin romantik kısmı. Kucağınızda bebekle başbaşa kaldığınızda yanınızda birileri de olsa zorlukları yaşamaya başlıyorsunuz. Rüzgar ilk haftalarda emip, uyuyordu. Ne gaz vardı ne kolik. Hiç unutmuyorum; "Bebek bakmak hiç de zor değil! diye geçirmiştim aklımdan. O zamanlar sadece geceleri zordu. Annemle sabah olsun da uyuyalım diye beklediğimiz oluyordu çoğu zaman. Ne zaman ki gaz başladı herşey zorlaştı. Ardından dr. Rüzgar'ın kolik olduğunu söyledi. Her akşam ağlama seansları bağıra bağıra. Ancak babası sakinleştirebiliyordu. Gerçi hala öyle:) O zamanlar devamlı 2. çocuğu asla yapmayacağım deyip duruyordum. Zaten düşünmek için çok erken ama hala 2 çocuk sahibi olabilmeyi düşünmekte zorlanıyorum. 3. ay sonunda kolik hakikaten bitti ama bu seferde reflü ve kakada kan problemimiz başladı. Datça'dan döner dönmez Rüzgar'ın ağlama krizleri tuttu yine. 1 hafta boyunca her saat neredeyse. Reflü ilaçları sayesinde atlattık onu da. Kendimi anlatayım derken yine Rüzgar'a geldi konu. Ne de olsa ayrılmaz ikiliyiz şu sıra 24 saat:) O ağlama krizleri sırasında gerçekten depresyonu yaşadım ben. Hiç bitmeyecek ömür boyu sürecek gibi gelmişti. 5. ayın sonunda rahatlayabildik diyebilirim. Sanırım ben de ancak alıştım. Rüzgar da maşallah daha sakin olunca benim de psikolojim rahatladı. Gündüzleri daha iyiyiz derken bu sefer da gece uykuları bozuldu. 2 saatte 1 kalkar olduk. Zaten bir şey bitip öbürü başlayacak. Geçenlerde Rüzgar'ı kuzuma bırakarak 2,5 saat dışarı çıktım. Kitap aldım, dolaştım, kahve içtim. Bu mola bile öyle iyi geldi ki. 24 saat annelik zor iş! Hani ebeveynlerin söylediği bir söz vardır:"Bir bakışı, gülüşü yetiyor!" diye. Hakikaten öyleymiş. Herşeye değiyormuş!:) O size tepkiler verdikçe anne-baba olduğunuzu anlıyorsunuz. Hele anne dediği zaman neler hissederim tahmin bile edemiyorum:)
15 Ekim 2012 Pazartesi
5 aylık Rüzgar
Ayın 7'sinde 5. ayımızı doldurduk. Bildiğiniz adam olduk artık. Rüzgar'a şu cümleyi kurarken buluyorum sık sık kendimi: "Sen daha 5 aydır dünyadasın!" Ana kucağından inme çalışmalarımız hızla devam ediyor. Artık yandan kafasını yere değdirmek suretiyle inmeye çalışıyor. Bir de oturmak istiyoruz hep. Tam dengeyi sağlayamıyor ama yine de illa ki oturacak. Dr.lara kalsa zamanı değil oturmasın diyorlar ama çocuk oturmak istiyor işte. Gel de oturtma kıyamet kopuyor:) Emeklemeye gelince tembel bizimkisi. Arada yüzükoyun koyuyorum çalışmalar yapsın diye ama çabuk sıkılıyor. Dayısı p.oposunun üstünde yürüme çalışmalarına başlamış, bizimkisi de öyle yapacak galiba. Dişlerimiz çok kaşınıyor. Beyazlaşmış gibi görünüyor. Bakalım yakında çıkacak sanırım. Gece uykularımız da bozuldu. 2 saatte 1 kalkıyoruz artık. Umarım geçiçi birşeydir. Gezmeyi çok seviyor bir de bizim kuzu. Babasıyla yürüyüşe çıkıyorlar. Babası evdeyken daha huzurlu Rüzgar. Hatta bugün misafirlerin yanında gıkı çıkmadı. Başbaşayken o kadar sessiz olmuyor. Sanırım kalabalık seviyor:)
Bu arada kusmalarımız azaldı çok şükür.Daha önce bahsettiğim kakadaki kan durumuyla ilgili bir çocuk gastroenterologuna gittik. Dr. iki ilaç verdi. Her emzirmeden önce veriyorum. Kakada kana gelince 2 haftadır diyet yapıyorum: Tüm süt ürünleri, kuruyemiş, soya, susam, dana eti yasak. Diyetin bir faydası olmadı. Kan devam ediyor. Kakadan bir test yaptıracağız. Onun sonucuna göre; dr. 1 hafta anne sütünü kesip sadece mama verecek. Eğer sadece mamayla kan kesilirse bileceğiz ki anne sütündeki birşey buna sebep oluyor. Dr. son çare kolonoskopi de dedi. Allah kimseye çaresiz dert vermesin ama bu durum geçmedikçe daha da can sıkıcı olmaya başladı. İnşallah artık alerjidir de mamayla çözeriz diye umuyorum. Herkese iyi haftalar ve sağlıklı günler dileriz:)
24 Eylül 2012 Pazartesi
4,5 Aylık Rüzgar...
Anlatacak çok şey var aslında. Yazmayalı çok şey yaşadık: Ağladık, bolca güldük, dönmeyi, hafiften popo kaldırmayı başardık. Konu bebekler olunca her gün yeni bir gün ve her yeni gün "yeni" demek:) Öncelikle dönüşümüzden başlayalım. Rüzgar ilk günden beri; karnı doysun ve kenarda dursun bebeklerden olmadı. (Öyle bebek var mı? diye sormayın ben birebir birkaç tane gördüm.) Giderken emdiği ve uyuduğu için ve de çok küçük olduğu için birşey anlamamıştık yolculuktan ama bu sefer uçağa binmeden emmeyi ve uyumayı reddetti. Böyle olunca uçakta tabiri caizse kıyametleri kopardı. İşin kötüsü uçaktaki tek bebek Rüzgar'dı:) İndiğimizde herkes bize bakıyordu. "Aaa birşeyi mi var? Nasıl ağlıyordu öyle? vb. sorular sordular. Eve geldik nispeten daha iyiydi, uyudu. Odasını merakla inceledi, güldü, eğlendi. O hafta berbat geçti tam anlamıyla. Rüzgar emmek istemiyor, kucakta gezerken bile ağlıyor hatta bağırıyor. Dr. kontrolünde dr.umuz normal karşıladı bunları ve 1 aya geçecek dedi. 1 hafta sonra Rüzgar'ın kakasında kan çıktı. Dr.a gittik koşa koşa. Bu daha önce de olmuştu. Test yapılmıştı ve herhangibir bakteri ürememişti. Tekrar gayta testi yapıldı ve dr.umuz enfeksiyon var, antibiyotik kullanacağız 1 hafta dedi. Kullandık fakat hala kakada kan görüyoruz. Bu arada ağlamalar azaldı, eskisi gibi değil. Belkide hastalık, hava değişimi, evi yadırgama hepsi birleşmişti. Şimdi nette yaptığım araştırmaya göre; kakada kan besin alerjisinin sebebi de olabilirmiş. Dr.umuza benden dolayı birşey olabilir mi diye sormuştum ama net bir şekilde hayır demişti. Dr.umuz Rüzgar'a 2 aylıkken kolik teşhisi koymuştu. Şimdi düşünüyorum da belkide baştan beri sorunumuz alerji. Şimdi alternatif bir dr.a gideceğiz. Bakalım o neler söyleyecek? Bu arada ben inek sütünden yapılan tüm ürünleri kestim. Kendimce diyete başlayayım bir görelim istedim.
3 haftadır evimizdeyiz. Rüzgar evine alıştı çok şükür. Gündüzleri genelde 3 kere 45'er dakikalık uykuları var. Geceleri de 2 gün öncesine kadar 4-5 saat uyurdu. 2 gündür 2 saatte 1 kalkıyor. Bu da haliyle çok yorucu oluyor. Kendimi başa dönmüş gibi hissediyorum ama mutlaka geçicidir ve bir sebebi vardır diye düşünüyorum. Uyumadığı zamanlarda ana kucağında ve arabada tutmaya çalışıyorum ama pek durduğu söylenemez. Kucağı daha çok tercih ediyor kendisi ki bu çok da normal olduğu için "kucağa alıştırmışsın" cümlesinin üzerinde durmuyorum;) Okuduğum birçok kitapta da ilk 6 ay bunun gayet normal olduğu belirtiliyor. Hani demiştim ya Rüzgar besle kenara koy dursun bebeklerden değil diye biraz hareketli olacağız galiba. Daha şimdiden 4,5 aydır dünyada olan kuzu kendini adam sanıyor. Göbeğini kaldıra kaldıra arabadan ana kucağından inmeye çalışıyor. Yürüyünce neler olacak bim bilir?:) Çenesinin sevilmesine bayılıyor. Kahkaha kaynağımız orası. Bir de yeni yeni yabancılama huyumuz başladı. Bugüne kadar hiç olmamıştı ama büyüdüğünden midir nedir yabancılara dudak yapıyoruz.
Henüz ek gıdalara başlamadık. Şu kakada kan sorununu halledelim önümüzdeki ay başlayacağız inşallah. Bu konuda farklı farklı görüşler var ama bizim zaten şu aşamada başlamamız doğru olmaz gibi geliyor bana. Meğer anlatacak ne çok şey varmış:) Bu arada sen nasılsın? Alıştın mı? derseniz. İyiyim:) Arada zorlanıyorum, sabrım zorlanıyor ama iyiyim şükür. Alışmak konusuna gelince öyle birşey yok bence. Birşey alışsan hop başka birşey çıkıveriyor çünkü. Kocaman bir ŞÜKÜR diyelim en iyisi:)
15 Ağustos 2012 Çarşamba
Ne zaman sabah, ne zaman akşam oluyor?
Günler su gibi geçiyor. Ne zaman sabah, ne zaman akşam oldu hiç anlamıyoruz. Saat 07.00 de güne başlıyoruz gülücüklerle. Rüzgar kendi kendine oyalanıyor yatağında. Tabiki en fazla 15 dakika. Sonra ya annem ya babam gelip, alıyorlar ve ben uyuyorum az da olsa. Genelde 1 saat sonra; "Annesi biz acıktık!" diye geliyorlar:) Emzir, zar zor uyut derken saat 10.00 dan önce kahvaltı yapamıyorum genelde. Sonra tekrar oyunlar, ağlamalar, emzirme, zar zor uyutma seansları derken öğleden sonra oluyor. Öğleden sonraları genelde uyumamayı seçiyor Rüzgar. Dedesiyle salıncakta sallanıyorlar beraber. Acıkınca emiyor. Genelde yine bir ağlama seansı oluyor. Bu ağlama seanslarının nedenini hala anlayamadım. Dişleri mi kaşınıyor? Karnı mı ağrıyor? Yoksa kolik yüzünden mi çözemedim. Bu ağlamalar beni çok zorluyor, enerjimi çok düşürüyor. Sabırla geçmesini bekliyorum. İşin kötü tarafı burada üç kişiyiz. İstanbul'da gündüzleri tek başıma ne yapacağım bilmiyorum. Annem;" Bir düzen kurarsın kendine. Önceliğin hep Rüzgar olsun, işi gücü sonraya bırak!" diyor. Başka da şansım yok ki zaten:)
9 Ağustos 2012 Perşembe
3 aylık Rüzgar:)
Şöyle böyle derken Rüzgar 3. ayını bitirdi dünyada. O 3 aya dönüp baktığımda; ilk günleri hele ilk geceleri hiç hatırlamıyorum desem yeridir. Annem arasıra "Neydi o günler? Sabaha kadar uyanıktık!" diyor. Bense, "Aaa öyle miydi? " diye cevap veriyorum. Dur bakalım daha çok tazesiniz dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız daha yolun çook başındayız ama şimdiden çok yol katettik gibi. 40 gün değil ama 3 ay sanki bir milat gibi hakikaten. Evet hala akşamları hatta şu sıra gündüzleri ağlama seanslarımız oluyor ama adam oldu sanki bizim kuzu. Beni tanıyor gibi farklı bakıyor bana. Bir dudak yapıyor ki görmeniz lazım. E.merken ara ara durup yüzüme bakıyor, konuşuyor, gülüyor. Gülüşü dünyadaki en güzel şey...Dolu dolu gülmesi için 1 aydan fazla beklediğim için çok kıymetli bana. Günden güne beni şaşırtıyor bu köfte. Oyuncaklarına bakar, onlarla konuşur, güler oldu birkaç gündür. Bir de dün bir baktım yatakta dönmeye çalışıyor. Şaşırdım kaldım:) İnsan yavrusu çok zor büyüyor ama en büyük de mucize şu hayatta!...İyi ki varsın Rüzgar! İyi ki geldin! İyi ki seçtin bizi! 3. ayın sağlıklı ve mutlu olsun!...
27 Temmuz 2012 Cuma
21 Temmuz 2012 Cumartesi
Rüzgar, Biz, Datça
Datça'dan merhaba:) 10 gündür Datça'dayız. İstanbul'un neminden kaçıp, Datça'nın rüzgarına sığındık:) Rüzgarla ilk uçak yolculuğumuz iyi geçti. Uçak kalkarken ve inerken emzirdim. İnşallah dönüşte de sorunsuz geliriz. Rüzgar bugün itibariyle tam 75 günlük oldu:) Zor zamanları atlattık gibi en azından şimdilik:) Artık bol bol gülüyor, sesler çıkarıyor, konuşuyor bizimle. Datça'nın havası sayesinde gündüz uykuları da uzadı biraz. Gece uykusuna geçerken biraz sıkıntımız oluyor. O da inşallah yakında geçecek diye umuyoruz. Burada her ne kadar annemlerle beraber olsak da arada çekirdek aile olarak da takılıyoruz:) Bebekle tatil o kadar da korkulacak birşey değilmiş:) Birimiz bakıyor, birimiz denize giriyor:) Rüzgar şimdiden Datça'da koy koy geziyor. Biz de seneye şunu yapar, buraya gideriz diye planlar yapıyoruz. Bizden şimdilik bu kadar:)
25 Haziran 2012 Pazartesi
40'ımız da çıktı:)
Geçen hafta cumatesi günü 40 ımızı çıkardık:) Değişen ne derseniz? Çok fazla bir değişiklik yok aslında. Zaten birçok kişinin söylediği ve kitaplarda da okuduğum kadarıyla 3 aymış bebeğin bir düzene girmesi, anne karnında olmadığını anlaması vs. Rüzgar çok şükür çok huysuz, problemli bir bebek değil. Bir gün bakıyorsanuz gece rahat rahat uyuyoruz. Bazen de saat başı kalkıyoruz. Bazen gündüzleri uyuyor, rahat oluyor. Bazen de uyumuyor, huysuz oluyor. Henüz bir rutinimiz yok yani. Bugün itibari ile 49 günlük olduk. Ne zamandır şöyle doldu dolu gülsün diye gözünün içine bakıyorum Rüzgar'ın. Ne mutlu ki 2 gündür söylediklerime tepki vermeye, gülmeye başladı. İşte ben de o zaman anne olduğumu daha bir anladım sanki. Binlerce şükür! Dün 40 mevlüdümüzü yaptık. Şeker olarak yukarıda gördüğünüz kutularda akide şekeri ve lokum hazırladık. Yanında da benim yaptığım kuzu, yıldız, yelken ve çocuk figürlü kurabiyeler ikram ettik.
Hepinizi öper, iyi haftalar dileriz;)
4 Haziran 2012 Pazartesi
4 haftalık biz:)
Bugün 4 haftalık oldu Rüzgar:) Nasıl geçti diye sorsanız? Hiç anlamadım. Gün nasıl başlıyor, nasıl bitiyor bilmiyorum. Emzir, gaz çıkar, altını değiştir, uyursa uyut sonra yine aynı işlemler. Gün bu şekilde geçiyor. İlk 2 hafta gündüz güzel güzel uyuyordu. Şimdi gece uykuları fena değil ama gündüz bazen 4 saat uyumuyor. Tam emerken uyuya kaldı yatırayım diyorum kafası yatağa değer değmez başlıyor ağlamaya. Bir de kucakta uyuyacak illa ki. Omzuma dayıyor kafasını anne karnı pozisyonu alıyor ve dalıyor uykuya. Bazen karnı tok, altı temiz ve gazı yoksa etrafı izliyor, bir yere yatırdığımda birkaç dakika takılıyor kendi kendine ama birkaç dakika:) Artık yavaş yavaş bizi dinliyor konuştuğumuzda. Altını açtığımızda kıyamet kopuyor! İnanılmaz bir ağlama krizi başlıyor. Altını kapattığımızda birden kesiliyor. Nedenini çözemedik. Umutla geçeceğini düşünüyoruz. Kimileri bu gazın, düzensiz uykuların, ağalama hallerinin 40 çıktığında geçeceğini söylüyor. Kimileri de 3 ay sürer diyor. 1 ayımız bitti en azından diye avunuyorum ben de. Uykusuzluk zormuş ama Allah dayanma gücü de veriyormuş gerçekten bir şekilde. Gerçi biz daha yolun başındayız belki daha zor günlerimiz olacak. Lohusa sendromuna gelince; evet ilk günler cidden zor. Nasıl yapacağım? Ne yapacağım? diye soruyor insan kendine. Uykusuzluk yorgunlukla birleşiyor. Hayat değişiyor. Herşey tepe taklak oluyor sanki. Eşlere çok iş düşüyor diye düşünüyorum. Özellikle manevi destek konusunda. Eşlerin hassasiyeti anlamaları ve anlayışlı olmaları gerekiyor. Bir de yardımcı olurlarsa ne mutlu bize:) Sendroma sokacak olansa bana göre etrafta devamlı konuşan , herşeye karışmaya çalışan, 40 ı çıkmadan daha ilk haftada eve gelen, gelmek isteyen insanlar. Ne olur artık bazı şeyleri aşalım anneyi ve bebeği biraz rahat bırakalım! Belki iyi niyetli insanlar ama iyi niyetle karşı tarafa zarar verebiliyorlar. Bizdeki durum budur:) Ayın 7'sinde doktor kontrolümüz var. Bakalım Dr. Amca bize neler söyleyecek? İyi haftalar dileriz:)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)