Cuma akşamı stres içinde Pendik-Yalova vapuruna yetiştik. Beni evden almaya geldiklerinde kimseden çıt çıkmıyordu. Herkes yetişemeyeceğiz diye panik olmuştu. Vapurun kalkmasına 10 dak. kala gişelerden geçtik. Yukarı çıkıp, oturduğumuzda ohh dedik hakikaten. Tatile çıktığımızın farkına vardık:)Vapurla beraber yolculuğumuz 6 saat sürdü. Yolda Susurluk'ta mola vermeyi ihmal etmedik. Yörsan'ın hamburgeri ve tostu çok güzel, tavsiye ederim.

Otelimiz Sarımsaklı'daydı: Cem&Gül Apart Otel. Arkadaşımızın kuzenin oteli. Güzel, konforluydu. Bahçesi çok güzeldi. Yazın kahvaltılar ve yemekler bu bahçede yeniyormuş.

Arkadaşımızın annesinin yaptığı boşnak börekleri eşliğinde kahvaltımızı yaptık.Dayanamadım bir sürü yedim itiraf ediyorum! Aaaa ama tatilde rejim olmaz di mi?

Kahvaltının ardından Ayvalık'ı tepeden gören Cennettepe'ye gittik. Masmavi deniz ve adalar karşımızda...Bol bol fotoğraf çektik.

Sonra Ayvalık'a indik. Bana Kıbrıs'ı andırdı Ayvalık sahili. Zaten Rumlar'dan kalan bir sürü yapı varmış. Fotoğrafını gördüğünüz cafe de Rumlar'dan kalma. Orada birşeyler içtik. Bir dahaki sefere geldiğimizde Midilli'ye gitme planları yaptık. Midilli'de yaşayanlar belli günler özellikle pazarların kurulduğu günler Ayvalık'a alışveriş yapmaya gelirmiş. Anladığım kadarıyla Ayvalık'tan Midilli'ye değil de Midilli'den Ayvalık'a geçiş daha çokmuş. Rumlar Ayvalık'tan tül, yatak vb eşyalar bile alıyorlarmış.Cafede otururken Pazartesi hiç gelmesin istedim, daha orada başladı sendrom, düşünün artık! Meşhuuuur Ayvalık Tostunu yerinde yememek olmaz deyip,arkadaşımızın kuzenin yeri olan Ozzy Cafe'de tostlarımızı yedik. İstanbul'da yediklerime hiç benzemiyordu, haberiniz olsun!

Sırada benim en çok görmek istediğim yer Cunda var. Cunda (Ali Bey adası) gerçekten merak ettiğim kadar varmış. Ayvalık'tan Cunda'ya geçebilmek için Türkiye'nin ilk boğaz köpürüsü kullanıyorsunuz. Sokakları, evleri, sahili...Her yeri çok güzel. İlk olarak Taş Kahve gözünüze çarpıyor. Sonra lokmacılar ve dondurmacıları görüyorsunuz iştahınızı kabartan. İtiraflara devam: Lokma ve dondurma da yedim:) Çok lezzetliydi.

Cunda takı severler için bir cennet. Bir sürü dükkan var. Ben lal ve yeşile boyanmış turkuaz taşlı kolyeler aldım. Cumartesi günleri adada pazar kuruluyor. Yalnız duyduğumuza göre Ayvalık pazarı daha ucuz oluyormuş. Cunda'nın sokakları çok güzel. İnsan bütün sokakları gezip, adada kaybolmak istiyor. Yapıların çoğu tarihi sanırım. Kiliseye giderken geçtiğimiz sokakta bir kapı gördüm. "Aaa burası fotoğraf çekmek için çok uygun bir mekan" dememle elimizde bir sürü kapı fotoğrafı oldu.

Kilise tadilatta olduğu için giremedik. Adanın girişinde bir güneş saati vardı. Aya ve gölgenize göre saate bakabiliyorsunuz.

İştee Ayvalık'ı ve adaları yüksekten izleyebileceğiniz müthiş bir manzarası olan Şeytan Sofrası. En çok günabtımını izlemek için ziyaret ediliyor. Biz günbatımına yakın ayrıldık çünkü çok sinek vardı ve taze balıklar bizi bekliyordu. Bu arada sözde şeytana ait olduğu söylene gelen ayak izini fotoğraflarda görebilirsiniz. Gerçekten de ayak izine benziyordu şekil. Ayvalık'a yolunuz düşerse sakın Şeytan Sofrası'nı görmeden geçmeyin. Oturup birşeyler içebileceğiniz bir cafe de var. Benden söylemesi...

Son gün arkadaşımızın ailesi bize çok güzel bir kahvaltı sofrası hazırlamıştı.(Boşnak böreklerinden dayanamadım, yedim yine:)Buradan tekrar teşekkürler. Kahvaltımızı yapıp, zeytinyağlarımızı aldık ve otelden ayrıldık. Ayvalık merkezden zeytinyağ sabunlarımızı aldık, pazara uğrayıp deniz börülcesi, Ayvalık'a özgü nohut ekmeği ve boşnak fasulyesi aldık. Deniz börülcesinin tarifi yakında burada. Hepinize mutlu haftasonları!...